Bazı hayvanlar vardır; doğada sessizdirler ama insan hafızasında gürültülüdürler. Penguen de onlardan biri. Antarktika’nın buzlu yalnızlığında dimdik duran bu canlı, Türkiye’de bambaşka bir iklimin simgesine dönüşeli yıllar oldu. Artık penguen yalnızca bir hayvan değil; bir suskunluk biçimi, bir kaçış refleksi, hatta kolektif hafızanın ironik bir dipnotu.
Son günlerde penguenin yeniden gündeme gelmesi tesadüf değil. Çünkü bu ülkede bazı semboller zaman aşımına uğramaz. Penguen, televizyon ekranında belirdiği ilk anda bir belgesel kahramanı değildi; bir tercihti. Konuşmamayı seçmenin, görmemeyi meşrulaştırmanın, gerçeği başka bir coğrafyaya sürgün etmenin sembolüydü. Buzullar güvenlidir; çünkü orada çatışma yoktur. Penguen kavga etmez, slogan atmaz, itiraz etmez. Olsa olsa yürür, düşer, tekrar kalkar. Tam da bu yüzden ekrana yakışır.
Bugün pengueni yeniden konuşuyorsak, mesele penguen değildir. Mesele, hâlâ bazı anlarda hakikatin yerini bir belgeselin alabiliyor olmasıdır. Mesele, ekranın bir anlatı değil, bir perde olarak kullanılabilmesidir. Jean Baudrillard’ın dediği gibi, simülasyon çağında gerçek kaybolmaz; üzeri örtülür. Bizde ise bazen üzeri bir penguenle örtülür.
Penguenin trajedisi şuradadır: Masumdur. Politik bir niyeti yoktur. Ama biz ona anlam yükleriz. Roland Barthes’ın mit kavramını hatırlayalım; mit, nesnenin kendisi değil, ona yüklenen ikinci anlamdır. Penguen artık doğanın değil, medyanın hayvanıdır. Buzuldan çok stüdyoya aittir. Doğal yaşam belgeselinden çok, toplumsal hafızaya.
Bu yüzden penguen her ortaya çıktığında bir gülümseme yayılır yüzlere. Acı bir gülümseme. Çünkü gülmek, hatırlamanın en zararsız yoludur. Unutmadığımızı ama kavga da etmediğimizi gösterir. Penguen, bu ülkenin “hatırlıyoruz ama konuşmuyoruz” cümlesinin çizgi film karşılığıdır.
Belki de asıl soru şudur: Penguen neden hâlâ iş görüyor? Çünkü hâlâ bazı gerçekler fazla sıcak, fazla yakıcı. Buz hâlâ gerekli. Ve penguen, o soğuğun en sevimli görevlisi.
Ama tarih bize şunu öğretir: Buzullar erir. Penguen yürür, kayar, düşer ama sahneden çekilmez. Bir gün ekran kararır, belgesel biter. O gün penguen yine orada olacaktır; ama bu kez yalnızca bir hayvan olarak.
Ve belki de asıl normalleşme, pengueni tekrar Antarktika’ya geri gönderebildiğimiz gün başlayacaktır.