Çerkezköy sıradan bir ilçe değil. Türkiye’nin üretim damarlarından biri. Organize sanayi bölgeleri, ihracat potansiyeli, istihdam kapasitesi ve sürekli büyüyen ticaret hacmiyle Trakya’nın ekonomik lokomotiflerinden. Böyle bir zeminde TSO seçimi, tabeladaki isim değişikliğinden ibaret olamaz; olmamalı da.
Kasım ayı yaklaştıkça, Çerkezköy iş dünyasının nabzı da doğal olarak hızlanıyor. Önümüzdeki aylarda yapılması beklenen Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) seçimleri, sadece bir meslek örgütünün yönetim değişimi değil; aynı zamanda bölgenin ekonomik vizyonunun, temsil anlayışının ve gelecek tasavvurunun yeniden tartışmaya açılması anlamına geliyor.
Ticaret ve sanayi odaları, yalnızca belge düzenleyen, prosedür yürüten kurumlar değildir. En azından ideal olan bu değildir. Oda; üyelerinin ortak aklını temsil eden, yerel ekonomiyi stratejik olarak konumlandıran, kriz dönemlerinde yol gösteren bir yapıdır.
Bugün küresel ekonomi kırılgan. Tedarik zincirleri değişiyor, dijital dönüşüm hızlanıyor, yeşil mutabakat gibi uluslararası düzenlemeler üretim biçimlerini yeniden şekillendiriyor. Bu tabloda Çerkezköy TSO’nun önümüzdeki dönem nasıl bir yol haritası çizeceği kritik.
Seçim sürecinde adayların yalnızca “kimlerle” yola çıktığından çok, “hangi vizyonla” yola çıktığı önem kazanacak. Sanayicinin finansmana erişimi, KOBİ’lerin kurumsallaşma süreci, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi, nitelikli iş gücü sorunu, dijitalleşme yatırımları… Bu başlıklara dair somut ve uygulanabilir projeler, seçimin entelektüel zeminini oluşturmalı.
TSO seçimleri aynı zamanda temsil meselesidir. Çerkezköy’de büyük ölçekli sanayi kuruluşları ile küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında doğal bir ölçek farkı bulunuyor. Yönetim anlayışı bu farklılıkları dengeleyebildiği ölçüde kapsayıcı olur.
Sorulması gereken soru şu: Oda yönetimi, tüm üyelerin sesi olabilecek mi? Yoksa belirli bir ekonomik grubun ağırlığı mı hissedilecek?
Gerçek temsil, sadece sandıktan çıkmakla değil; karar alma süreçlerine katılımı artırmakla mümkündür. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve istişare kültürü, modern oda yönetiminin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Kasım ayında sandığa gidecek olan üyeler, aslında sadece yönetim kurulu üyelerini değil, bir vizyonu oylayacak. Çerkezköy’ün önümüzdeki dört ya da beş yılını şekillendirecek kararların hangi anlayışla alınacağını belirleyecek.
TSO seçimleri, tabeladaki isimlerin değil; zihniyetlerin yarışıdır.
Bakalım, Çerkezköy iş dünyası, mevcut dengeyi sürdürmeyi mi tercih edecek, yoksa yeni bir ekonomik hikâye mi yazmak isteyecek?