Bayraksızların işidir ancak Türk Bayrağı’nı gönderden indirmek, yere atmak, ayaklar altına almaya kalkmak… Çünkü bir milletin bayrağıyla derdi olanın, o milletle de derdi vardır. Bayrak, bir bez parçası değildir; şehitlerin kanıyla anlam bulmuş, tarih boyunca verilen mücadelenin sembolüdür.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan olay, toplumun vicdanında derin bir yara açtı. Türk Bayrağı’na uzanan el, aslında bu topraklarda bir arada yaşama iradesine uzanmıştır. Kimliği, düşüncesi, dünya görüşü ne olursa olsun; bu ülkenin havasını soluyan, suyunu içen herkesin saygı göstermekle yükümlü olduğu ortak değerdir bayrak.
Eleştiri başka bir şeydir, protesto başka… Ama kutsala saldırı ne ifade özgürlüğüdür ne de demokratik bir hak. Bayrağı hedef almak, aklıselimin değil, provokasyonun ürünüdür. Hele ki bu topraklarda, bu bayrağın altında özgürce konuşabiliyorken yapılan her saygısızlık, nankörlüğün en açık göstergesidir.
Bu tür eylemler ne cesarettir ne de bir duruş. Aksine, toplumun sinir uçlarıyla oynayan, ayrıştırmayı körükleyen ucuz girişimlerdir. Bayrağa düşmanlık ederek bir yerlere varılacağını sananlar, milletin ortak hafızasını ve refleksini hesaba katmazlar.
Unutulmamalıdır ki; Türk Bayrağı’na uzanan el yalnız kalır. Çünkü bu millet, bayrağı söz konusu olduğunda ayrılıkları bir kenara bırakmayı bilir. Geriye sadece şu gerçek kalır: Bayrağı olmayanın, onuru da olmaz.
Ve evet…
Bayraksızların işidir ancak, bayrağa düşmanlık.