NALAN TUFAN


YENİ YILA GİRDİK DE NE OLDU?

RELAX


Takvim yaprakları değişti. Saatler 00.00’ı geçti. Birkaç saniyelik geri sayım, biraz havai fişek, bolca “iyi seneler” mesajı… Sonra? Sonra sabah alarmı yine aynı saatte çaldı.

Yeni yıla girdik de ne oldu?

Market fiyatları aynı yerinde duruyordu. Trafik ışıkları hâlâ kırmızıda bekletiyordu. Borçlar, ertelenmiş hayaller, yarım kalan işler de bizimle birlikte yeni yıla girmişti. Yani yıl değişti ama hayat yerinde sayıyordu.

Her sene aynı beklentiyle giriyoruz yeni yıla. Sanki takvim değişince her şey de değişecekmiş gibi. Daha mutlu olacağız, daha düzenli yaşayacağız, daha az yorulacağız. Ama çoğu zaman değişen tek şey, duvardaki rakam oluyor.

Aslında yeni yıl bize bir şey yapmıyor. Biz yeni yıla bir şey yapmadıkça da hiçbir şey olmuyor.

Sorun yıllarda değil, alışkanlıklarda. Aynı cümleleri kurup, aynı hataları yapıp, farklı sonuçlar bekliyoruz. Sonra da “bu yıl da bir şey değişmedi” diye hayıflanıyoruz. Oysa değişmeyen biziz.

Yeni yıl umut verir, evet. Ama umut tek başına yetmez. Umut; cesaretle, kararla, vazgeçmeyle birleşmediği sürece sadece güzel bir temenniden ibarettir. Ajandaya yazılan hedefler, birkaç hafta sonra çekmecede unutulur. Spor salonu üyelikleri, ilk ayın sonunda askıya alınır. “Bu yıl kendime zaman ayıracağım” cümlesi, yoğunluk bahanesine yenilir.

Yeni yıl aslında bir ayna gibidir. İçine bakınca, geçen yılın izlerini görürüz. Ne yaptıysak, neyi ertelediysek, kimleri ihmal ettiysek hepsi bizimle gelir. Çünkü takvim sıfırlanır ama insan sıfırlanmaz.

Belki de yeni yıldan mucize beklemeyi bırakmak gerekiyor. Küçük değişikliklerle yetinmeyi öğrenmek. Bir şeyleri tamamen düzeltmek yerine, biraz daha az bozmayı denemek. Her şeye yeniden başlamak yerine, yarım kalan bir şeyi bitirmek.

Yeni yıla girdik de ne oldu?
Hiçbir şey…
Ta ki biz bir şey yapana kadar.

Belki mesele yeni bir yıl değil; yeni bir alışkanlık, yeni bir bakış, yeni bir cesarettir. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.