Ramazan geldi mi?
Şehir başka kokar…
Fırınlardan yükselen…
Pide kokusu…
Sokaklara sinen…
Bir çocukluk hatırası gibidir!
Bu yıl o kokuya…
Halk Ekmek eşlik edecek!
15 TL çünkü!
Ramazan’da 60 TL’ye ekmek satılıyor!
Hiç olmazsa…
Dar gelirli…
15 TL’ye normal bir pide alsın!
Çerkezköy Belediye Başkanı…
Vahap Akay…
Ramazan ayı nedeniyle…
Basının karşısına çıkmış!
Halk Et, Halk Ekmek ve Halk Kart tanıtımı…
Yapmış!
Vahap Akay…
Ramazan boyunca…
350 gram halk pidesinin…
15 TL’den…
Satışa sunulacağını açıkladı!
Şaka değil…
Geçen yılın fiyatı!
Şu ekonomik iklimde bu haber…
Benim içimi ısıttı!
İftar sofrasına yetişen…
Son bardak su gibi ferahlatıcı!
Üstelik…
Mesele…
Sadece pide değil!
Çerkezköy Belediyesi’nin…
Halk Kart uygulaması da…
Tam bir sosyal vicdan kartı!
Eskiden koli gelirdi…
İçinde ne varsa…
Onunla yetinirdin!
Şimdi kart geliyor…
İhtiyaç neyse onu alıyorsun!
Yani…
Ramazan sadece mideyi değil…
Onuru da doyuruyor!
Bir fıkra anlatayım…
Temel’e sormuşlar…
Ramazan’da en zor ne?
İftar saatini beklemek…
Demiş!
En kolay ne?
Diye sormuşlar…
İftardan sonra…
Her şeye niyet etmek!
Bizim memlekette de öyle…
İftar gelince niyetler büyüyor!
Ama şu 15 TL’lik pide…
Niyet değil…
Gerçek…
Vatandaşın yüzünde…
Küçük ama samimi bir tebessüm açtırdı!
***
Ramazan maneviyatı derken…
Bir de kültür rüzgârı esecek Çerkezköy’de!
12-13-14 Mart tarihlerinde…
Belediyenin düzenlediği…
Kitap fuarı olacak.
Atatürk Kültür Merkezi’nde…
Ve evet…
Ben de bu fuarda…
Kitabımı imzalayacağım!
Bu yüzden…
Fuarın reklamını yapayım biraz!
Biliyorsunuz…
Kitap yazdım!
Yola Çıkarken Kara Kutu Yazıları ile…
Ben de oradayım!
Fuar 3 gün sürecek…
Ama ben…
14 Mart 2026, saat 16.00-18.00 arası…
Kitaplarımı imzalayacağım!
Benim imza günüm…
14 Mart’ta…
Akşam üstü…
Herkesi bekliyorum!
Hele hele…
Kitabımı almayanlar…
O gün bekliyorum!
Kitap fuarları her daim…
Yapılması gereken…
Önemli bir kültürel etkinlik…
Okuma alışkanlıkları için…
Kapı aralar en azından…
Kapı alayıcıdır…
Kitap kokusu, taze demlenmiş çay gibidir!
İnsanı ayık tutar!
Çocuklar ellerinde…
Kitap poşetleriyle dolaşırken…
Büyükler…
Ben bunu gençken okumuştum…
Nostaljisine girer!
Şöyle bitireyim bu kısmı…
Adamın biri kitap fuarına gitmiş!
Sormuşlar…
Ne aldın?
Hangi kitabı aldın…
Kitap almadım demiş!
Ama üç yazarla…
Fotoğraf çektirdim!
Kültürün bir başka örneği…!!!
Biz fotoğraf da çekeriz…
İmza da atarız…
İki kelam da ederiz!
Yeter ki okuma hevesi diri kalsın!
***
Gelelim gecenin romanına…!
Saat 23.30.
Sokağa çıktım!
Öncesinde de…
Bir anda aklıma geldi!
Kendi kendime…
Acaba bekçiler geri mi çekildi?
Çok zamandır göremiyorum!
Diye içimden geçiriyorum!
Cengiz Müdür aklıma geldi!
Çerkezköy Emniyet Müdürü…
Cengiz Vatanel…
Dedim…
Cevval müdürümüzde…
Süleymanpaşacılık kurbanı mı oldu!
Zaten memur, personel az…
Bekçileri de…
Başka yerlerde kullanalım…
Düşüncesi…
Vuku buldu!
Bekçiler geri göreve çekildi!
Tam bunları düşünürken…
Kendi kendime derken…
Beş dakika geçmedi…
Atatürk Caddesi’nde karşıma dikildiler!
Mahalle bekçileri…
Geceyi sırtlanmış nöbetçiler gibiydi…
Selam verdim bende…
Dedim ki…
Tam içimden siz geçiyordunuz ki…
Maşallah…
Görevinizin başındaymışsınız!
Bir an düşündüm…
Yahu bunlar görünmez mi oluyor da…
Bir anda beliriyor?
Meğer mesele görünmezlik değil…
Disiplinmiş!
Cengiz Vatanel yönetimindeki…
Emniyet teşkilatı…
Belli ki işi sıkı tutuyor!
Ve hiç taviz vermemiş!
Kök söktürüyor derler ya…
Mecaz değil, tam karşılığı bu!
Şehirde huzur varsa…
Birileri uykusuz kalıyordur!
İşte o uykusuzlarda…
Bu bekçiler…
Ve…
Cengiz Müdür!
Gece hırsız eve girmiş!
Ev sahibi uyanmış…
Demiş ki hırsıza…
Altınlarımı mı arıyorsun?
Hırsız demiş ki…
Hanımefendi sabah siz aramayın diye…
Hazır edecektim!
Demiş!
Esprisi bir yana…
Bizim şehirde o hırsız…
O cümleyi kurmaya fırsat bulamadan…
Bekçiyle selamlaşır muhtemelen!
Bu günlük de…
Bu kadar…
Kalın sağlıcakla!





