Abdulhamit ALBEZ


HERKES GİZEMLİ PATRONUN PEŞİNDE…

KARA KUTU


Son günlerde herkesin dilinde…

Aynı soru var!

Gizemli Patron kim?

Öyle ki…

Dün…

Gece yarısından sonra…

Telefonum çaldı!

Arayan Metin Dönmez…

Hal hatırdan sonra…

Senin Gizemli Patron şu değil mi?

Dedi!

Ardından da…

Hemen ekledi…

Doğru ya da yanlış deme bana!

Zaten…

Benim de öyle bir niyetim yoktu!

İsmi ifşa etme gibi…

Çünkü…

Bu işin en güzel tarafı…

Biraz da burada gizli!

Gizli, gizli, gizli…

Ne çok gizli kelimesini…

Kullanıyoruz değil mi?

Böyle bir yazı da…

Kaçınılmaz oluyor!

Gizemli patron…

Ben demedim…

Kendi kendine, koyulmuş bir isim!

Gizem…

Sanki, bilinçli seçilmiş!

Aslında…

İlk yazımda yazmıştım!

Biliyorsunuz…

3 yazı yazdım!

Bugün de..

Kendi günü değil!

Dün de değildi…

Dün kendi gününde olmayan…

Gizemli patron yazısı…

Kitlesel eyleme dönecekti…

Neredeyse?

Herkes sanırım…

Cumartesi yazıları nedeniyle…

Pazar tatil olunca…

Pazartesiye girerken…

Gündemlerine almıyor!

İşte bu yüzden de…

Ben biraz rahat ediyorum!

Daha doğrusu ediyordum!

Hafta içi…

Gizemli patron deyince…

Dökülmeler başladı!

Herkes…

Bu gizemli patronun peşinde!

Tahmin edenler var…

Etmeyip bana soranlar var!

Metin Dönmez de…

Bunlardan biriydi!

Eğer “evet o” ya da “hayır o değil” dersem…

İşin bütün esprisi kaçar!

Yazıların sonunu bekleyeceğiz!

Kahvede, sokakta, iş yerinde…

Herkes kendi tahminini yürütüyor!

Kimisi kesin emin konuşuyor…

Kimisi ipuçlarını…

Bir dedektif titizliğiyle analiz ediyor…

Kim bilir…

Belki de Gizemli Patron…

Şu sıralar…

Eyvah yakalandık..

Diyordur!

Kendi gününde…

Kendi saatinde…

Gizemli Patron’un…

Kıbrıs sevgisi…

 

***

Kabede Hacılar Hu Der Allah!

Arkadaşlar…

Hani şu sosyal medyada…

Meşhur olup da…

Dünya listelerine giren…

Celal Karatüre ve söylediği ilahiler…

Bende…

İki kez…

Şahit olunca…

Yazayım dedim!

Son günlerde…

Öğrenci servislerinde…

Aynı ezgi yükseliyor!

Kabe’de hacılar Hu der Allah…

Geçen çarşıda yürüyorum…

Yanımdan bir öğrenci servisi geçti…

Baktım…

İçinden bu ilahi sesi…

Allah Allah dedim…

Sonra…

Bir gün sonra…

Öztrak Caddesi ile Atatürk Caddesi arasında…

Bir yerdeydim…

Hemen önümde…

Bir öğrenci servisi durdu!

Kapı açıldı…

Bu kez sesi tam duydum!

Cellal Karatüre ve Kabe’de…

İlahi çalıyor…

Servisin içi öğrenci dolu!

Gerçekten…

Gençler tutmuş bu ilahiyi…

Sosyal medyanın etkisi mi?

Celal Karatüre’nin etkisi mi?

Yoksa…

İlahinin güzelliği mi?

Bilmem…

Amma ve lakin…

Gördüğüm şu ki…

Gerçekten…

Öğrenciler…

Bu ilahiyi dinliyor!

Çocuklar istemese…

Herhalde…

Serviste çalmazdı…

Değil mi?

Şimdi sabahın erken saatlerinde…

Okula giden öğrenciler…

Servislerde bu ilahiyle yolculuk yapıyor!

Eve dönerken…

Bunu dinliyor!

Kimisi eşlik ediyor çocukların…

Kimisi dinliyor…

Ama hepsinin…

Dikkatini çeken…

Bir durum olduğu kesin!

Celal Karatüre Kabe ile kalmadı!

Al eline kalemi yaz Allah’ın adını…

Dedi!

Sonra…

Koy bizi de cennetine…

Ben bu amellerim ile giremem o cennetine…

Rabbim bizi de affeyle…

Koy bizi de cennetine…

Bunları da deyince…

Sanırım…

Bir süre daha…

Öğrenci servislerinde…

Aynı sözler…

Yankılanmaya devam edecek…

Kabe’de hacılar Hu der Allah…

 

Bugünlük de…

Bu kadar…

Kalın sağlıcakla