Abdulhamit ALBEZ


GÜNLERDEN… GİZEMLİ PATRON GÜNÜ

KARA KUTU


Çerkezköy’ün…

Sabah sisi henüz dağılmamışken…

Atatürk Caddesi usul usul uyanır…

Kepenkler yarıya kadar açılmıştır…

Simitçinin buharı havaya karışmış…

Esnaf çay ocağında…

Bugün piyasa nasıl?

Sorusunu üçüncü kez sormuştur!

İşte tam o anda…

Bir gölge düşer kaldırımlara… 

Kimine göre yatırımcı…

Kimine göre genç girişimci…

Kimine göre ise…

Emlak masalının başkahramanı!

Bir başka ifadeyle…

Gizemli Patron!

 

Daha önce Çerkezköy’ü konuştuk!

Pınar Bulvarı’nda yürüdük…

Vitrinlere baktık!

Kimsenin sormadığı…

Soruyu sorduk!

Kapaklı’nın…

Yükselen katlarına göz kırptık!

Ama bir eksik vardı!

Büyük eksik…

İhmale gelmez…

O da sanayinin nabzını tutan…

Kiraların ritmini belirleyen şehir…

Evet Çorlu!

Şimdi…

Perdeyi biraz daha aralayalım!

Ya da ne bileyim…

Yelpazemizi…

Biraz daha açalım…

 

Eskiden mahallede…

Bir bakkalın iki dükkânı olsa…

Helal olsun!

Denirdi…

Öyle değil mi?

Eskiler bilir…

Bizim Gizemli Patron’da ise…

Arsa bitmez, bina tükenmez…

AVM desen var…

Rezidans desen…

O da var!

Benzin istasyonu…

Yurdumun bir köşesinde…

Kuyumcu öteki köşede…

Kafeler zincir gibi dizilmiş…

Sabah latte, öğlen tost…

Akşam kira geliri…

Bir fıkra var ya…

Bir gün biri sormuş…

Demiş ki…

Patronum, bu kadar mülkün…

Anahtarını nasıl taşıyorsunuz?”

Gizemli Patron gülmüş…

Evladım, ben anahtar taşımam…

Kiracılar taşıyor!

İşte mesele biraz da burada!

Değirmenin suyu vardı ya…

İşte…

Bu suyun…

Nereden geliyor sorusu…

Aslında yanlış soruymuş…

Asıl soru şu olmalı…

Değirmen mi suyu çeviriyor?

Su mu değirmeni büyütüyor?

Atatürk Caddesi’nde…

Başlayan hikâye…

Çoktan sınır kapılarını aşmış…

Şehir dışına uzanan arsalar…

Başka illerde yükselen binalar… 

Hatta rivayete göre…

Dubai de…

Yurt dışında dahi mülkler…

Londra’da bir daire mi?

Berlin’de bir ofis mi?

Yoksa Balkanlarda…

Mütevazı bir plaza mı? 

Kimse tam bilmiyor!

Ama bilenler susuyor de…

Susuyor!

Amma ve lakin…

Bilmeyenler öğrenecek…

 

Bir esnaf demiş ki…

Abi bu patron var ya…

Tapu dairesine…

VIP kart çıkartmış olmalı!

Elbette bu işin latifesi…

Ama gerçek olan şu…

Yeme-içme sektöründen…

Kuyumculuğa…

Akaryakıttan konuta kadar…

Uzanan bir portföy var ortada!

Her sektörde bir iz…

Her sokakta bir gölge…

 

Kira günü geldi mi?

Şehirde hafif bir rüzgâr eser…

O rüzgâr…

Excel tablolarının…

Yapraklarını çevirir…

Rezidanslardan AVM’lere…

Küçük dükkânlardan…

Büyük sitelere…

Akaryakıt istasyonlarına kadar…

Uzanan bir gelir zinciri…

 

Gizemli Patron’u…

Bir romanda tasvir etsek…

Muhtemelen…

Sislerin arasından çıkan…

Siyah pardösülü…

Yüzü yarı gölgede…

Bir karakter olurdu heralde…

Ama…

Gerçek hayatta…

Kravatı düzgündür…

Tebessümü ölçülüdür!

Pek gülmez…

Ağır başlı derler ya…

Tam öyle…

Satranç oynar gibi…

Hamle yapar…

Bir gün arsa…

Ertesi gün AVM…

Sonra bir kafe zinciri…

Şehir büyürken o da büyür!

O büyürken şehir konuşur…

Çerkezköy’den başlayan…

Kapaklı’dan…

Çorlu’dan…

Türkiye’nin çeşitli illeri…

Ve…

Evet…

Yurt dışı…

Büyü…

Büyü…

Büyü…

Ama tek çatı yok!

Çatı, çeşitlilik arz ediyor!

Nedeni?

Gizeminde saklı!

Herkes arsaya bakarken…

O geleceğe bakıyor!

Herkes…

Bugünün kirasını hesaplarken…

O yarının, mülklerini, değerini…

Topluyor!

 

Bu yazıyla, yazılarla…

Bir masal anlatmıyorum!

Bir şehir efsanesinin…

Edebi tasviri de değil!

İçinde biraz mizah…

Biraz mecaz…

Biraz da…

Bizim Trakya’nın…

Vurdumduymazlığı var…

Ama hepsi…

Gerçek…

Sahi…

 

Artık…

Öyle hale geldi ki…
Atatürk Caddesi’nde…

Bir tabela gördüğünüzde…

Pınar Bulvarı’nda…

Yeni bir temel atıldığında…

Çorlu’da görkemli bir işletme…

Yurt dışında…

Bir rezidans yükseldiğinde…

İçinizden şöyle geçiyor:

Acaba bu da mı?...

Günlerden…

Yine Gizemli Patron günü!

 

Bugünlük de…

Bu kadar…

Kalın sağlıcakla…