Hamit…
Vize ve Trakya’nın…
Tamamındaki tümülüsler…
Adeta…
Hazinecilerin…
İnsafına terk edilmiş!
Birçoğu soyulmuş…
Devletimiz…
Valilik…
Neden bunları…
Çıkartıp…
Ayrı bir müzede…
Sergilemez!
Bu cümle, Trakya’nın sessiz çığlığıdır!
Sessiz…
Benden başka da…
Ses çıkartan yok!
Sanırım…
Herkes…
Bu tümülüslerdeki…
Kral mezarları yani…
Altınların peşinde!
Trakya’da…
Neredeyse…
Sektör olmuş…
Epeyce bir insan…
Bu tümülüsleri kazıp duruyor!
Talan ediliyorlar!
Şöyle ki dostlar…
İki üç yıl oldu sanırım…
Yine yazmıştım…
Amma ve lakin…
Kimsenin…
Kılı kıpırdamadı…
Acaba diyorum…
Devletin resmi insanları da…
Onlarda mı?
Bu yolun yolcusu…
Çünkü…
Kimse kılını kıpırdatmıyor!
O mezarlıklar…
Eski çağlardan kalan…
Her zerresi tarih olan…
Tümülüsler…
Talan ediliyor!
Hasar veriliyor…
Toprağın altında…
Yatan binlerce yıllık tarih…
Bugün…
Ne yazık ki…
Definecilerin…
Define avcılarının…
Küreklerine, kepçelerine…
Ve vicdansızlığına…
Terk edilmiş durumda!
Trakya…
Kralların, prenslerin…
Antik uygarlıkların…
İzlerini taşıyan…
Bu kadim coğrafya…
Bugün korunması gerekirken…
Göz göre göre talan ediliyor!
Özellikle Tekirdağ, Vize, Hayrabolu…
Ve çevresindeki tümülüsler…
Yani kral mezarları…
Yıllardır sistematik biçimde…
Soyuluyor!
Tekirdağ Valisi…
Sayın Recep Soytürk’e…
Buradan seslenmek istiyorum!
Sayın Vali…
Siz belki bilmiyordunuz…
Ama bugün…
Öğreniyorsunuz!
Ben birkaç yıl öncede uyardım…
Bizim coğrafya soyuluyor…
Çoğu tescilli…
Çoğu bilinen bu alanlar…
Ya tel örgüsüz…
Ya güvenliksiz…
Ya da tamamen…
Kaderine terk edilmiş halde!
Sormak gerekiyor…
Bu tümülüsler kimin?
Bu tarih sahipsiz mi?
Defineciler gece geliyor…
Gündüz izleri kalıyor!
Açılmış çukurlar…
Parçalanmış mezar odaları…
Geri dönülmesi…
İmkânsız tahribatlar…
Bir çanak, bir heykelcik…
Bir sikke uğruna…
Yok edilen koskoca bir tarih!
Üstelik dostlar…
Bu sadece…
Bir kaçak kazı meselesi değil!
Bu, kültürel bir soykırımdır.
Devletin elinde imkân yok mu?
Var!
Müze yok mu?
Var!
Arkeolog yok mu?
Var.
O halde…
Neden bu tümülüsler…
Bilimsel kazılarla açılmıyor!
Neden içlerindeki eserler…
Gün yüzüne çıkarılıp…
Ayrı bir…
Trakya…
Tümülüsleri Müzesi’nde…
Sergilenmiyor?
Neden bu toprakların hikâyesi…
Definecilerin…
Karanlık ellerine bırakılıyor?
Tekirdağ’da bir müze düşünün…
İçinde…
Odrys Krallığı’ndan…
Kalan mezar buluntuları…
Trak kral tacı replikaları…
Savaşçılara ait eşyalar…
Ritüel objeleri…
Bu sadece tarih için değil…
Turizm, ekonomi…
Ve kültürel kimlik için de…
Büyük bir kazanç olmaz mı?
Bugün sessiz kalırsak…
Yarın…
Anlatacak tarihimiz kalmayacak!
Bir tümülüs soyulduğunda…
Sadece altın gitmiyor…
Hafıza gidiyor, kimlik gidiyor…
Gelecek gidiyor arkadaşlar…
Trakya’nın tümülüsleri…
Kaderine terk edilemez!
Bu toprakların tarihi…
Definecinin değil…
Milletin ortak mirasıdır!
Ve artık…
Birileri dur desin…
Bu sessiz yağma…
Daha ne kadar sürecek?
***
Bugün yazıyı bitirmeden…
Geçenlerde…
Yazmıştım ya…
Bizim Mehmet Bey'e…
Kadayıf dolması istemiştim…
Bugün…
Halil İbrahim Sofrası…
Mehmet Usta…
Kadayıf dolmasını yedirdi…
Rahmetli annemden sonra…
Kadayıf dolmasını…
En iyi yapan usta…
Mehmet Çaylak…
Ve onun mekanı…
Halil İbrahim Sofrası…
Yarın da…
Cuma günleri…
Talaş Kebabı günü…
Yolum düşerse…
Gideyim!
Kadayıfın üstüne…
Bir de…
Talaş kebabı yerim artık!
İŞTE KADAYIF DOLMASI…






