Bayramlar…
Genelde kalabalık, telaşlı…
Ve biraz da gürültülüdür!
Ama benim bayramım…
Bu bayramım…
Üç kedinin…
İnce ayarlı psikolojisiyle…
Başa çıkmaya çalıştığım…
Sessiz sedasız…
Amma ve lakin…
Bir o kadar da…
Dramatik bir tatildi!
Söz de…
Bayram da tatil yapacaktım…
Kedilerimle…
Yani…
Bitter, Kurşun ve Kınalı ile…
İşte bugün dedim ki…
Üç kediyle…
Geçen bir bayram…
Bunu yazayım!
Evde bir İngiliz asaleti var!
Bitter.
British cinsi…
Ya da benim deyimimle…
Mesafeli aristokrat!
Kendisi sevgiye karşı değildir…
Ama sevginin dozajı…
Mesafesi ve zamanlaması…
Tamamen onun kontrolünde…
Ayaklarımda uyur, evet…
Ama yukarı gelmez.
Kucak mı?
Asla!
Fazla samimiyet ona göre değildir…
Seveceksen uzaktan sev…
Hissettireceksen zarif hissettir!
Aç kaldığında ise…
Bir anda karakter değiştirip…
Hafif bir sırnaşıklık moduna geçer…
Ama o bile mesafeli…
Bir sırnaşıklıktır!
Açlık nedeniyle…
Mama beklentisinde…
Sesi mi?
Hiç susmaz!
Mıymıyda mıymıy…
Kurşun ise…
İlk göz ağrım…
Üçü arasında…
O da bambaşka bir hikâye!
Mestan cinsi…
Bizim ülkemizde öyle derler…
Bu kocaman beyefendi…
Daha iki aylıkken…
Bana geldi!
Evin gerçek sahibi…
O’dur, öyle davranır!
Onun sevgisi…
Tok karna da aç karna da aynıdır!
Beni…
Koşulsuz sevdiğine…
İnandırmıştır!
Sırnaşmak onun için…
Bir ihtiyaç değil, bir yaşam biçimi!
İşi gücü…
Elimi yalamak!
En büyük hobisi de…
Diyebiliriz!
Ayaklarımı da…
Çorapsız görünce…
Yalama derdine düşer…
Amma ve lakin…
Ayaklara izin yok, kızarım!
Ama ellerim onun için açık büfe!
Kafasının üstü, gıdısı, yanakları…
Buralar onun…
Sevgi noktaları…
Dokunmazsan alınır!
Kurşun’un…
Olgunlaşmasını izlemek de…
Ayrı bir keyifti…
6 yaşına girdi…
Olgunlaşmayı…
Başarıyor gibi…
Yaşına göre davranış…
Gösteriyor!
Karakter gösteriyor!
Benden hiç çekinmez, hiç…
Ama hiç kokmaz!
Onu korku nedir?
Bilmeden yetiştirdim!
Avantaj mı oldu…
Dezavantaj mı?
Bilmiyorum!
Ama oldu…
Bence iyi oldu!
Zapt etmek için…
Üzerine su atmam yeterli!
Bir tek sudan çekiniyor!
Çoğu kedi sudan çekinir….
Ve sahneye en son çıkan…
Kınalı’ya geldik!
Tekir cinsi…
4-5 aylık…
Minik ama…
Kaos üretiminde profesyonel!
Bunca yıldır…
Sessiz sedasız geçinen…
Kurşun ile Bitter’i dahi…
Birbirine düşürmeyi…
Becerdi!
Evin en küçüğü ama…
En stratejik hamleleri yapanı!
Amiyane tabiriyle…
Üç kağıtçısı…
Yemek düzeni mi?
Üç kap eşit mama verilir...
Kınalı önce kendi tabağından biraz yer…
Sonra…
Hurra…
Abi ve ablasının tabaklarına…
Diplomatik bir manevrayla…
Diğer kaplara yönelir!
Özellikle Bitter’in tabağı…
Onun için adeta bir hedef noktası!
Bitter, Kınalı yaklaşınca yemeği bırakır!
Neden?
Belki İngiliz asaleti…
Mi acaba?
Belki de…
Ben bununla uğraşamam tavrı…
Kurşun ise kolay lokma değildir!
Kendi kabını savunur!
Bazen boşluğuna gelip de…
Kaptırsa da…
Kısa sürede…
Patisiyle çekince…
Kınalı oğlan…
Ufak ufak yol alır!
Artık…
Kınalı’nın oraya yaklaşması için…
Kurşun’un fiziksel olarak…
Ortamdan uzaklaşması gerekir!
Ama işin ironik tarafı şu ki…
Kurşun da gidip Bitter’ın yemeğine…
Göz koyar!
Yani herkesin yemeği aynı…
Amma ve lakin…
Kimse kendi yemeğini istemiyor!
Bu evde mama değil…
Statü tüketiliyor sanki!
Ramazan Bayramı’nda…
Özel ödül mamaları verdim…
Evlatlara…
Düşündüm ki bayramdır…
Gönüller hoş olsun…
Ama gördüm ki…
Mesele mama değilmiş…
Mesele karakter…
Bitter yine mesafeli yedi…
Kurşun sevgiyle yedi…
Kınalı ise fırsatçılıkla yedi!
Sonuç olarak anladım ki…
Biz de…
Üç farklı dünya var!
Biri mesafeli bir asalet…
Biri koşulsuz bir sevgi…
Biri de saf bir kurnazlık…
İşte bütün bunların…
Arasında…
Ben de…
Yaşayıp gidiyorum…
Bitirmeden…
Bilenler sorabilir…
Bilmeyenler de…
Öğrensin diye…
Evet 2’de kuş var ben de…
Sarı Bey ve Sarı Kız…
Onların dünyası…
Bir kafesten ibaret…
Küçüklükten…
Pek dışarı çıkmadılar…
Bayram bayram…
Kafesin kapısını açtım…
Evvela…
Sarı Bey attı kendini…
Dışarıya…
Peşinden Sarı Kız…
Sarı Bey, kafesin kapısından…
Çıkmasıyla…
20 santimlik bir mesafeden…
Sorti yapıp, kafesin üstüne kondu!
Sarı Kız ise…
Gözünü karatmıştı zar…
İki üç metre ileriye uçtu…
Sonra onu yerde buldum…
Aradan uzun bir süre…
Dakikalar geçti…
Bizim Sarı Kız’ın uçmaya…
Niyeti yoktu!
Eyvah ki ne eyvah…
Bizim kuşlar…
Uçmayı unutmuş…
Elimle aldım…
Sarı Kızı…
Kafesine koydum!
Biraz bıdılandı ama…
Benim dışarıda pek işim olmaz…
Der gibi…
Kafesin mutena yerine geçti!
Tam bu esnada…
Sarı Bey de…
Kafesin üzerinden…
Dikkatli adımlarla inerek…
Kafesine girdi!
İkisi de…
Uçma konusunda…
Pek de hevesli değildi!
Ben de…
Usulca…
Kafeslerinin kapısını…
Kapattım!
Bugünlük de…
Bu kadar…
Kalın sağlıcakla…





