İrmet Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Çavuş, beyin damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan Dijital Subtraksiyon Anjiyografisi (DSA) yönteminin, gelişmiş görüntüleme imkânı sayesinde birçok hastalığın erken tanısında kritik rol oynadığını söyledi.
Beyin damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan ileri görüntüleme yöntemleri, hastalıkların daha erken dönemde tespit edilmesini sağlıyor. İrmet Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Emre Çavuş, özellikle beyin anjiyografisi olarak bilinen Dijital Subtraksiyon Anjiyografisi (DSA) yönteminin bu alanda “altın standart” kabul edildiğini belirtti.
Çavuş, gelişmiş görüntüleme teknikleri sayesinde beyin damar yapısının ayrıntılı şekilde incelenebildiğini ve bu sayede hastalığın kaynağının net olarak belirlenebildiğini ifade etti.
BEYİN ANJİYOGRAFİSİ NEDİR?
Op. Dr. Emre Çavuş, beyin anjiyografisinin tıbbi adıyla Dijital Subtraksiyon Anjiyografisi (DSA) olarak bilinen ileri bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyledi. Bu yöntemde ince bir kateter aracılığıyla damarlara özel bir kontrast madde verildiğini belirten Çavuş, ardından yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilerek beyin damarlarının detaylı şekilde incelendiğini aktardı.
DSA yönteminin özellikle damar tıkanıklıkları, damar daralmaları ve anormal damar yapılarının tespitinde önemli rol oynadığını vurgulayan Çavuş, “Bu yöntem beyin damar hastalıklarının değerlendirilmesinde en güvenilir yöntemlerden biridir ve bu nedenle tıpta altın standart olarak kabul edilir” dedi.
ANEVRİZMA TANISINDA HAYATİ ROL
Beyin anjiyografisinin en önemli kullanım alanlarından birinin anevrizma, yani damar baloncuğu tanısı olduğunu belirten Çavuş, anevrizmanın damar duvarının zayıflaması sonucu oluşan baloncuk şeklindeki genişlemeler olduğunu söyledi.
Bu yapıların zamanla büyüyerek yırtılabileceğine dikkat çeken Çavuş, beyin kanamalarının önemli bir bölümünün anevrizma yırtılmasına bağlı geliştiğini ifade etti. Çavuş, “Beyin anjiyografisi sayesinde anevrizmanın yeri, boyutu ve damarlarla ilişkisi ayrıntılı şekilde görülebilir. Bu bilgiler tedavi planlamasında büyük önem taşır” diye konuştu.
Bazı anevrizmaların uzun süre belirti vermeden varlığını sürdürebildiğini belirten Çavuş, bu nedenle şüpheli durumlarda ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulmasının önemine dikkat çekti. DSA yöntemi ile çok küçük damar değişikliklerinin bile tespit edilebildiğini vurguladı.
KAPALI TEDAVİ YÖNTEMLERİ ÖNE ÇIKIYOR
Beyin damar hastalıklarının tedavisinde günümüzde modern yöntemlerin kullanıldığını belirten Çavuş, bunlardan birinin endovasküler yani kapalı tedavi yöntemleri olduğunu söyledi.
Bu yöntemin damar içerisinden kateter aracılığıyla uygulandığını ve açık ameliyat gerektirmediğini belirten Çavuş, özellikle anevrizma tedavisinde sık tercih edildiğini ifade etti. İşlem sırasında damar baloncuğunun içine özel materyaller yerleştirilerek kan akışının kapatıldığını anlatan Çavuş, böylece anevrizmanın yırtılma riskinin azaltıldığını söyledi.
Endovasküler tedavilerin iyileşme süresinin genellikle daha kısa olduğunu belirten Çavuş, hastaların çoğu zaman kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti.
TEDAVİ PLANLAMASINDA GÖRÜNTÜLEME KRİTİK
Bazı durumlarda açık cerrahi yöntemlerin de tercih edilebildiğini belirten Çavuş, özellikle anevrizmanın yapısı ve bulunduğu bölgeye göre cerrahi müdahalenin gerekli olabileceğini söyledi. Açık cerrahi sırasında damar baloncuğunun özel klipslerle kapatıldığını aktaran Çavuş, bu yöntemin anevrizmanın tamamen devre dışı bırakılmasını sağladığını ifade etti.
Tedavi planlamasında gelişmiş beyin damar görüntüleme yöntemlerinin büyük rol oynadığını vurgulayan Çavuş, DSA sayesinde damar yapısının detaylı şekilde analiz edildiğini ve bu bilgilerin cerrahi ya da endovasküler tedavi kararında yol gösterici olduğunu kaydetti.
Çavuş, gelişen teknoloji sayesinde birçok beyin damar hastalığının erken evrede tespit edilebildiğini belirterek, erken tanının ciddi komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.